Çok güzel bir “huzur” tatili için İzmir’den Marmaris’in nispeten el değmemiş köylerine doğru Karşıyaka’dan yola çıktık ve çok keyifli 4 gün geçirdik.

Kurban Bayramı’nı fırsat bilelim bu yaz çok yapamadığımız tatilimizi yapalım diye hayat arkadaşım Şerife ve dostumuz Murat ile birlikte daha önce görmediğimiz, bilmediğimiz Söğüt, Selimiye, Bozburun taraflarına bir yolculuk yapalım dedik. Otel ya da pansiyondan çok ev tutmak daha cazip geldi ve sahibinden.com’dan bulduğumuz bir ilanla bir ev tuttuk, sonrasında 4 günlük bir tatil için atladık arabaya çıktık yola 🙂

İzmir’den Muğla’ya kadar gayet iyi olan yol, Marmaris’e doğru biraz bozuluyor, Söğüt’e doğru ise tek şeritli dağ yollarına dönüşüyor. İzmir Karşıyaka’dan itibaren Google’ın 314 km olarak gösterdiğine bakmayın yaklaşık 380 km yol gittik 🙂 Geze geze gittiğimiz için yaklaşık 6 saat sürdü, ama 4.5-5 saatte alınabilir. Söğüt’e doğru giderken Kızkumu plajını görerek geçeceğiniz yolu tercih etmenizde fayda var, çünkü sırf efsanesi için gelinecek bir yer olmamasına karşın, görülmeye değer.

Selimiye’den geçip, Bozburun yönüne devam ettikten sonra Söğüt köyüne ulaşabildik. Önce bir korktuk, köyün girişinden denize 4-5 km. var gibi görünüyordu! Sonra denize yaklaşınca rahatladık 🙂 Söğüt köyü, bildiğiniz köy, üstüne tertemiz bir denizi var! Daha önceleri sadece balık çiftlikleri olan köy yakın zamanlarda turizm konusunda popüler olmaya başlamış. Şimdilerde ise onca pansiyon ve restaurant hizmet vermek için yarışıyor.

Söğüt’te çok fazla kalınabilecek yer var aslında. Birçok kiralık ev ve lüks sayılabilecek pansiyonlar var. Bazıları denize sıfır konumda, kalanları da en fazla 15-20 dk. yürüme mesafesinde.

1.Gün SÖĞÜT

Öğle saatlerinde vardık köye. Telefonda görüştüğümüz ev sahibi de sağolsun bizi karşıladı ve evine yerleştirdi. Biz, ev sahibinin kendi evi ile kaldığımız yerin altlı üstlü olmasını dert etmeyi düşünürken sağolsunlar bize çok sıcak davrandılar, yemeklerini paylaştılar, kaynak suyu getirdiler, kahvaltı için börek bile yapıp getirdiler! Bir Ege köyünde olduğumuzu iliklerimize kadar hissettik 🙂 Kaldığımız ev, tertemiz olmasının yanında, deniz manzaralı ve 5 dk yürüme mesafesinde olmasıyla da gönlümüzü fethetti.

İlk gün 5 dk yürüyüp, biraz taşlı bir sahili olan Söğüt’te denize girdik. Son yıllarda girdiğim en temiz denizlerden biriydi! Ekim ayında olmamız sebebiyle, neredeyse tüm deniz bizim gibiydi.

Söğüt

Söğüt

Bizim kaldığımız 3 gün boyunca akşam yemeklerimizi yediğimiz aynı zamanda pansiyonu olan Denizyıldızı Restaurantta yemenizi tavsiye ederim. Ahtapot ızgara ve kalamar ızgarayı mutlaka tadın. Feridun Abi’nin hoş sohbetini tatmadan mekandan ayrılmayın! Ayrılacağımız zaman bize bölgenin önemli ürünlerinden bal ve keçiboynuzu hediye etmesi de mutlu, huzurlu tatilimizdeki güzel anılarımızdan biri oldu.

2014-10-04 18.34.02

Denizyıldızı Restaurant’tan Gün Batımı

 

Denizyıldızı’nın hemen yanında Marmaris’e girdiğimizden, beri tabelalarını gördüğümüz Ahtapotçu Mehmet vardı ama köy halkından edindiğimiz bilgilerden ve daha önce gelen bazı arkadaşların deneyiminden faydalandıktan sonra denemeye gerek görmedik. Vedat Milor’u ayağına getirip reklamını yaptırmak için yeşilleri sıralamışlar ve köye göre gayet pahalı bir işletme olmuşlar.

2.Gün SELİMİYE 

Google görsellerde arattığınızda masalsı görüntüler çıkan Selimiye’yi görmek için yola çıktık. Kısa mesafe olmasına karşına, virajlı ve tek şeritli yolları sebebiyle 20-25 dk.da vardık.

Selimiye muhteşem bir denizi olan bir tatil köyü. Adım başı butik pansiyonlar, lüks 34 plaka otomobiller, yatlar, tekneler ve sokaklarında karşılaştığınız ünlülerle popülerliğini gösteriyor. Neyse ki henüz bir Alaçatı değil 🙂

Selimiye

Selimiye

Selimiye’de her zaman bulunmayacak şekilde denize girme fırsatı bulduk. Köyün girişten neredeyse sonuna kadar gidip arabayı parkettik ve bir ormanlık içinden çok güzel bir koya geldi. Masmavi deniziyle tekne turlarının gözdesi olduğu belli olan koyda, tekneler dışında, bizim gibi gelen pek kimse yoktu ve denizin tadını çıkardık, ormanın içinden denize girme güzelliğini yaşadık.

Selimiye Koy

Selimiye Koy

Yemeğimizi Badem Mantı’da yedik ama öyle bir özelliği yok bildiğin mantı 🙂 Sonrasında milyoncu gibi 1 milyonluk tüm plastiklerden lamba yapmış bir pansiyonun deniz kenarı bahçesinde biraz keyif yaptıktan sonra köyümüz Söğüt’e biraz geç vakitte döndük, yollar çok karanlıktı, bir baykuşa hafifçe çarptık, bir yaban domuzuyla karşılaştık, tabi hemen gazladık! Sonradan öğrendik ki, Selimiye’de hediyelik eşya dükkanlarında bolca bulunan kedili, baykuşlu figürler bölgedeki hayvan çeşitliliğinden dolayı .

3.Gün ÇiFTLİK KOYU ve BAYIR

Planımız 3 gün için Söğüt, Selimiye ve Bozburun yapmaktı. Ama Bozburun’un çok taşlık ve Selimiye ile Söğüt’tan daha fazlası olmadığını öğrendiğimizi için güzergahımızı Çiftlik koyu ve Bayır’a çevirdik. Yolu oldukça virajlıydı, adı üstünde Bayır’ı gördük, denize zamanında gidelim diye dönüşte uğramak için pas geçtik. Çiftlik Koyu’na gittiğimizde yine tertemiz bir deniz bizi karşıladı. Çiftlik, birkaç ufak işletme dışında Marmaris’ten kalkan tekne turlarının uğrak noktalarından biri. Bir yanda yemyeşil dağ, öte yanda masmavi deniz…

İYTE : Adını sahillere yazdım yarim...

İYTE : Adını sahillere yazdım yarim…

Bu güzel koyda, tertemiz suda yüzüp, sahiline imzamızı bıraktıktan sonra Bayır köyüne geçtik. Yemyeşil ormanların içindeki Bayır köyünün meydanında yaklaşık 2000 yaşında bir çınar ağacı var ve inanışa göre çevresinde 7 tur atmak ömrü uzatıyormuş. Biz pek oralı olmadık ama ünlü Marmaris ballarını yerinden aldık ve döndük. Dönüşte de bir öküz sürüsü içinden geçerek(!) Söğüt’e vardık.

Hesapta Söğüt’ün girişindeki Manzara Restaurant’ta akşam yemeği yerken güneşi batırmaktı. Güneşin batışına yetiştik yetişmesine de yer olmadığı için bizi misafir edemediler. 2-3 gün öncesinden rezervasyon yapmak gerekiyormuş! O kadar popüler olduğunu bilseydik geldiğimizde rezervasyon yapardık! 🙂 Ama biz de manzaraya karşı bizi ağırlayamadıkları için üzülen mekan sahiplerinin ikram ettiği çayımızı içtik, güneşi batırıp evimize döndük.

Manzara Restaurant'ta manzara

Manzara Restaurant’ta manzara

Son akşamımızı da çok keyifli sohbetlerle geçirdikten sonra, dönüş gününün sabahında gördüğümüz çarşaf gibi deniz ve sımsıcak havanın etkisiyle, tatili uzatmaya niyetimiz olsa da tadı damağımızda kalsın, seneye de gelelim diye döndük 🙂

Dönüşte bayram münasebetiyle hanımın memleketi Denizli’ye ve benim memleketim Salihli’ye de uğrayarak 4 günde yaklaşık 1000 km yol yaptık.

Tam bir huzur tatili oldu, çok iyi oldu çok da güzel oldu tamam mı!

Marmaris Tatili HatıRası

Marmaris Tatili HatıRası