29 Şubat 2016 tarihinde İYTE‘de görece küçük bir gruba telekomünikasyon sektöründe neler oluyor, gelecekte bizleri neler bekliyor konulu bir sunum yaptım.

Görece küçük bir topluluğa hitap edebilmiş olsam da, İYTE’de böyle bir rol almak beni mutlu etti. (bkz. iİi İYTE Milliyetçiliği iİi)  

Ne zamandır bloga dokunmuyorum, bir tozunu alayım, örümcek ağlarını toplayayım ve anlattığım şeylere kısaca burada da değineyim istedim. 🙂

Hedefimiz körpecik beyinleri ile sadece devrelerdir, olasılıktır, EMT’dir gibi fazlasıyla teorik derslerden telekomünikasyon öğrenmeye çalışan elektronik mühendisliği öğrencilerine  (aynı 6-7 sene önceki ben 🙂 ) ve sektörde neler oluyor bihaber olan bilgisayar mühendisliği öğrencilerine gerçek dünyanın penceresini açmaktı. Öte yandan sektörü ve çalıştığım şirketi tanıtıp, sunduğu iş ve staj fırsatlarını paylaşmaktı bir diğer amaç.

İlginizi çekebilir : Elektronik ve Haberleşme Mühendisi ne iş yapar?

Özyeğin Üniversitesi’nde yüksek lisansa başlarken İYTE ve Özyeğin arasındaki çokça benzerliği (görece butik olması, eğitimin iyi ama üniversitenin bilinmiyor olması vs.) farkettikçe daha çok ısınmıştım. Gerçi Özyeğin Üni. yol katettikçe vakıf olmanın getirdikleriyle durum biraz farklılaştı ama Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi sıralamasında İYTE ve Özyeğin Üni.nin ardarda olması bu benzerliğe kanıt olarak kabul edilebilir sanırım.

İlginç bir şekilde İYTE ve PIWorks arasında da o benzerliği hissediyorum, bu da beni şirkete daha çok ısındıran faktörlerden biri oldu. Nasıl ki İYTE’nin ne kadar iyi olduğunu bilen kesim kısıtlıysa, PIWorks için de bu durum geçerli. Sektör (telekomünikasyon) içerisinde çalışanlar iyi biliyor ancak üniversiteler, öğrenciler veya diğer sektör çalışanları şirketin ismini dahi bilmiyor. Oysa ki hem global sektörde çalışılabilecek en iyi şirketlerden biri 🙂

Geleceğin mühendislerine önce sunumdaki konu başlıklarını ve PIWorks’ün dokunduğu konuları özetleyeyim, onlar hakkında fikir edinmiş olursunuz. İlginizi çekerse detaylarını araştırır okursunuz 🙂

Sunumda bahsettiğim konulara gelirsek, eğitim sisteminde yeri olmadığı için öğrencilerde eksik olduğunu ve bilinmesi gerektiğini düşündüğüm konuları toparlamaya çalıştım. Sunum İngilizce olduğu için ve bazı terimlerin Türkçe’lerini bilmediğim için bazı kısımları İngilizce olarak bırakacağım.

Amacım detaylıca açıklamak değil sadece başlıkları ve ilgili kaynakları paylaşmak.


Terminoloji ve Giriş

Önce genel kültür ile başlayalım. Öğrencilerin ve yeni mezunların bu tanımların çoğundan haberi yok.

  • Operator :
    • Türk Telekom, Turkcell, AT&T, Orange, Vodafone, Verizon, Telefonica…
  • Mobile Virtual Network Operator (MVNO) :
    • GSMobile, Fenercell, PttCell…
  • Vendor / OEM (Original Equipment Manifacturer) :
    • Ericsson, Huawei, Samsung, Nokia, ZTE gibi istasyon ve santral ekipmanı üreticileri.
  • UE (User Equipment) / MS (Mobile Station):
    • Cep Telefonları, Tabletler vs.
  • KPI : Key Performance Indicator
    • Her yerde kullanılan, bir işin başarısını takip etmeyi sağlayan metrikler.
    • Öğrenciler içi GPA, Satışçı birisi için satış miktarı olabilirken, telekom sektöründe kesilen konuşma sayısı/oranı, toplam konuşma süresi, download hızı gibi değerler.
  • Radio Access Network (RAN) / Core Network (CN) / Value Added Services (VAS)
    • Operatörlerin içindeki farklı fonksiyonlar. Detaylar için Google var dağ gibi.
  • Geographical Information Systems (GIS)
    • Veriyi coğrafi olarak görselleştirmek için belediyelerden operatörlere her yerde kullanılan yazılımlar. Mapinfo bilmeyen telekomünikasyon mühendislerine kız vermiyorlarmış, ben öğrendim öyle evlenebildim 🙂
  • Research & Development (R&D) : 
    • İşin hem yazılım tarafında hem donanım tarafında araştırma geliştirme çılgınlar gibi devam ediyor ki o sayede 4G, 4.5G derken 5G neler getirecek gibi konuşabiliyoruz. En basitinden bir baz istasyonunun üzerindeki ekipmanların üzerinde bir ton elektronik fonksiyonalite var ve nasıl daha ucuza yapılır, nasıl daha akıllı hale getirilir, nasıl daha hızlı çalıştırılır gibi problemlere kafa yoran mühendisler var.
  • OPEX (Operational Expenditure) 
    • Saha kiralama, elektrik harcaması, bakım masrafı gibi “operasyonel” giderler.
  • CAPEX(Capital Expenditure) 
    • Ekipman alma, yazılım satın alma gibi “kalıcı” giderler.

Mobil Ağlar nasıl çalışır konusuna çok girmeyeceğim. Turkcell Akademi’de güzel bir haberleşme eğitimi videosu vardı, izlemiştim ama sanırım kaldırılmış. Kabaca anlatan şu resmi koyalım.

How a Cellphone Network Works

Kaynak: http://spectrum.ieee.org/image/NjM2MDA5 

  1. Cep telefonunuz sürekli istasyon ile haberleşir.
  2. Cihazınız analog sinyali dijitale çevirip baz istasyonuna iletir.
  3. Santral ve saha ekipmanları kaynak ayırma, istasyon değiştirme, bakiye yeterliliği gibi kontrolleri içeren bir dizi fonksiyonalite ile sizin çağrınızı karşıya yönlendirir.

Her teknolojide (2G, 3G, 4G) farklılıklar var tabi, detaylıca okumak için en basitinden Wikipedia ile başlayabilirsiniz, sonrasında Wikipedia’daki kaynaklara orada Google’a derken kendinizi okyanusta bulursunuz 🙂

İlgilinizi çekebilir:

Teknoloji ve Sektör Trendleri

Araştırmalar 2025 yılına kadar dünyaya yön verecek teknolojilerin başında mobil internet olduğunu gösteriyor. Ama 12 araştırma başlığının ilk 6’sının mobil dünya ve haberleşme ile ilgili olduğunu da görüyoruz.

McKinsey_DisruptiveTechs

Global pazarda sürekli artan bir kullanıcı/abone istatistiği var. Teknolojinin hızlı gelişiminin yanında, nüfus (şimdilik) artıyor, teknolojiye erişim kolaylaşıyor. 2104 yılı itibariye 7.1 milyar toplam abone sayısının 2020 yılında 9.2 milyar olması bekleniyor.MobileSubscribers

Kaynak: Ericsson Mobility Report – June 2015

Bu gelişmeler dünyaya yön veren sektörde iş olanaklarının artımasına da neden oluyor. 2015 yılı itibariyle 17 milyon kişiye doğrudan iş sağlayan telekomünikasyon sektörünün 2020 yılı itibariyle 20 milyon kişiye doğrudan, 16 milyon kişiye dolaylı olarak iş sağlaması bekleniyor.

Telecom_Jobs_2015_2020

Kaynak: GSMA Global Mobile Economy Report 2016

İlginizi çekebilir:

Peki bu kadar abone artışı ve teknolojideki yenilikler ne gibi zorluklarla geliyor? Sadece mesaj atılabilen ve konuşma yapılabilen Ericsson GH688‘lerden, 400 mbps ile download yapabilen Samsung Galaxy S7 gibi günlük kullanım bilgisayarlarından daha güçlü cihazlara geçiş yaptık artık. Telefonla konuşurken bir yandan Youtube’dan HD video izleyebiliyoruz, maç sırasında video çekip hemen Facebook’a yükleyebiliyoruz, ya da sokak haberciliği için Periscope ile yayın yapabiliyoruz.

Uğraşılan problemlerin başında artan data kullanımı geliyor. Operatörlerin en büyük gelir kaynağı hala konuşma olsa da, artık insanlar konuşmak yerine daha çok data kullanma ihtiyacı hissediyor, sürekli bir şeyler izlemek ve bir şeyler paylaşmak istiyor. Muhtemelen kalabalık içerisinde olduğunuz Twitter’da yeni tivitlerin akmadığı, Facebook’ta konum paylaşamadığınız bir ana denk gelmişsinizdir. İşte bunlar hep olağandışı data ihtiyacından 🙂

Global_Mobile_Data_Traffic

Bir diğer konu ise M2M(makineler arası haberleşme) / IoT (nesnelerin interneti) ile gelen trend. Çeşitli sensörler ile herkesin evde üretebileceği (DIY) “aygıt”lar birbiriyle konuşturulup, telefona bildirim göndermesi artık çocuk oyuncağı olmaya başladı. Öte yandan pos cihazlarından, sayaç okuyuculara, otonom araçlardan akıllı ev/şehir ekipmanlarına kadar uzanan bir derya var. Tabi bu da önemli bir pazar ve bu konuda da kapasite ile birlikte “gecikme” daha önemli hale geliyor.

Evolution_of_Mobile_Industry

İlginizi çekebilir:

Kapasite ile ilgili çözümler arasında Wi-Fi kullanımı (operatörün wi-fi servisi sunup otomatik olarak wi-fi’a yönlendirmesi) ve Small Cells çözümleri var. Small Cell’ler ile artık daha kısa mesafede servis veren modem gibi bağlanan cihazlar ile abonelere hizmet verilebiliyor. Abonelerin tarafında farkedilebilecek bir şey değil (makro sahadan mı, indoor sahadan mı, small cell’den mi servis aldığını aboneler bilmez), operatörü ilgilendiren şeyler. Tercih sebebi olması da yatırım ve bakım maliyetlerinin düşük olmasından. Öte yandan sisteme karmaşıklık getirmesi handikap olarak görülebilir. Aynı şebekede farklı vendor’ların farklı teknoloji çözümlerinin olması (macro, wifi, small cell etc) HetNets (Heteregenous Networks) denen bir kavramla ifade ediliyor. Gecikme ile ilgili geliştirmeler ise 2020 yılında hizmete girmesi beklenen 5G‘nin iki özelliğinden biri (diğeri hız).


5g-use-cases-feature

Kaynak: GSMA Intelligence

Konuyu 5G’ye kadar getirebildim nihayet! 5G neler getirecek başlıklı bir milliyet foto galeri koyabilirdim aslında buraya ama seviye o kadar düşmesin 🙂

5G için tartışılan en önemli konu başlıklarından biri NFV/ SDN.

NFV_SDN

Kaynak: https://filipv.net/2014/03/17/on-sdn-nfv-and-openflow/

GSMA raporunda 5G başlığını altında olduğunu söyleniyor:

Considerable advancements towards the hyper-connected society have already been made. Examples include technologies such as network function virtualisation (NFV), software-defined networks (SDNs) and heterogeneous networks (HetNets). These technologies are regularly bundled under the banner of ‘5G’, despite the fact that vendors are already bringing these to market and operators are investing in them

 

Resme uzaktan bakarsak NFV ve SDN sahadaki donanımlar üzerindeki fonksiyonları olabildiğince yazılıma kaydırmak için üretilen çözüm. Bu sayede kapasite ve performans için esneklik sağlanması dolayısı ile operatörler için maliyetlerin düşürülmesi amaçlanıyor.

Aslında burada konu bulut bilişime de geliyor ama burada sözü Binali Yıldırım‘a bırakmak lazım 🙂

İlginizi çekebilir:

Başlığın ilk grafiği olan geleceği değiştirecek sektörlerde ikinci sırada “Automation of knowledge work” var. Şirketler işleri olabildiğince otomatikleştirmeye çalıştığını biliyoruz. Avantajları arasında maliyet düşürmenin yanında insan hatasından oluşabilecek problemleri minimize etmek var. Öte yandan uzun vadede bazı mesleklerin insansız yapılabilmesi işsizlik rakamlarını etkileyecek. Tabi bu da insanları, yeteneklerini geliştirmeye, öğrenmeye zorlayacak ve aksi takdirde doğal seleksiyona(!) neden olacak gibi görünüyor.

Telekom dünyasındaki otonom kısma gelecek olursak, mühendislerin işlerini devralan (ve daha çok devralacak) Self Organizing Network(SON) peydah oluyor. Bir dakika, yukarıda telekom sektöründe işler artacak demiştik? Görünen o ki teknoloji geliştikçe artan istihdam ihtiyacı otomasyonun karşılayabileceğinden çok daha fazla, yani en azından şimdilik araştırmalar elektronik, telekomünikasyon ve bilgisayar mühendislerinin/programcılarının robotların tehdidi altında olmadığını söylüyor.

Robot_Replacement

Kaynak: http://www.bbc.com/news/technology-34066941

Telekom ve bilişim sektörü doyuma ulaşmadı, ulaşacak gibi de görünmüyor. Her gün yeni problemler, yeni çözümler ve yeni teknolojilerin haberini alıyoruz. Benim için bu sektörde mühendis olarak çalışmanın en zevkli yanlarından biri hiç eksilmeyen öğrenme açlığımı doyumam için yeterince mama olması!

PIWorks‘te işte biz bu güzel konuların hepsiyle uğraşıyoruz. Hem operatörlerin abonelerine daha iyi hizmet vermesi için optimize edip KPI’larını iyileştirmeye çalışıyoruz hem de bu işleri yapan ya da yapılmasına yardımcı olan yazılımlar üretiyoruz. İlgilenenler için iş fırsatları sitede mevcut: http://www.piworks.net/career

Bu arada aklıma gelmişken Türkiye’de LTE-A yerine kullanılan 4.5G tanımı hakkında eksik bilgi ile “ben de konuşucam yae” diyerek “ya dünyada 4.5G diye bir şey yok bunu salladılar” diyenlere biraz araştırma öneriyorum 🙂

 

Sektöre ısındıysanız, kendinize gelişim alanları çıkartabilirsiniz bu yazıdan. Yeni mezunlara, mezun adaylarına, telekom sektöründe çalışmak isteyenler arasında kalifiye çalışan bulmakta zorlanıldığını hatırlatmamda fayda var. “Değişmeyen tek şey değişimdir.” sözünün en çok ispatlandığı alanlardan biri bu sektör. Sürekli yenilikler geliyor, öğrenmeye açık olmak gerekiyor. Gerekli olduğunu düşündüğüm diğer yetenekler ise şunlar:

  • Programlama bilin, bilmiyorsanız öğrenin. Milyonlarca site var çocuklara bile programlama öğretebiliyorlar. Az ya da çok katkısı olacak hayatınıza, bakış açınıza, iş kalitenize.
  • Terminolojiye ve sektörün genel kültürüne aşina olmanız avantaj, olabildiğince öğrenmeye çalışın.
  • Big Data nedir, nasıl saklanır, nasıl işlenir bilin. Şu an sürekli bir veri kaydediliyor, telefondaki hareketlerinden, bilgisayardaki girdiğin arama sonuçlarına kadar her şey. Artık insanlar için bu bilgileri ilişkilendirebilmek, görselleştirebilmek. Bu yüzden veritabanı sistemlerinde bilgi edinmeniz yararlı olur.
  • Coğrafi bilgi sistemleri hakkında bilgi edinmek çok yararlı. Haritaya bakıp sağındaki solundaki yerleri bulamayanların işi zor olur 🙂
  • Vendor’ların yaptıklarını, sektörün gidişatını, haberleri takip edin. Arayın, araştırın, sorun. Mis gibi forumlar (sene 2016 ama hala(!)) var insanlar öğreniyor, paylaşıyor. Bir de Google büyük nimet!

 

timevsinfo